Reklamı Geç
Sosyal Medyamız
Diyarbakır
DOLAR18.6452
EURO19.6508
ALTIN1077.0
Meryem Avcı Educator Author

Meryem Avcı Educator Author

Mail: [email protected]

SEN BOZULURSAN AİLEN AİLEN BOZULURSA TOPLUM DA BOZULUR

SEN BOZULURSAN AİLEN AİLEN BOZULURSA TOPLUM DA BOZULUR

Meryem Avcı Haberdiyarbakir.Org // Columnist
İletişimhaberdiyarbakir.org@msn.com

Herkes şikayet ediyor : Bu toplum neden bu kadar bozuk? Ne ara bu kadar bozulduk? Herkes ben iyiyim, öteki kötü diyor? Herkes iyi ise, kötü kim? Biz de başkasına göre öteki olan değil miyiz?  Danışanları dinledikçe insanların ne kadar umutsuz, ne kadar tükenmiş olduklarına defalarca kez şahit oluyorum. Seanslar uzadıkça uzuyor. Tükenen insanlar ne kendileri için ne de başkaları için artık çaba harcamak istemiyorlar. "Bu toplumu kaldıramıyorum artık Hocam" diyor gözleri dolarak, tırnaklarını avuç içine bastırarak. Hepimizin olumlu ya da olumsuz katkısı var yaşadığımız dönemin üzerinde. Hiçbir şey yapmayan insanların dahi katkısı var. Pasif iyi ya da pasif kötü hem iyiliğe hem kötülüğe katkı sağlıyor. Ya kötülük artıyorsa? O zaman pasif iyi bile artık pasif kötüdür. Bu önemli (!) 

Mesleğimiz ne olursa olsun bu topluma katkı sağlamak zorundayız. Yoksa pasif iyi aktif kötünün kullanacağı ham maddeye dönüşür. Eğitimdeki gidişat, toplumdaki gidişat, gençliğin gidişatı pek içi açıcı değil gibi. Peki bizler ne yapabiliriz? Sürekli, sadece eleştirecek miyiz? Olumsuz tablolar çizmeye devam mı edeceğiz? Toplumun, gençliğin, dinin, bilimin dedikodusunu mu yapacağız, sürekli. Evet, bir müddet yapalım. Yaptık da…Peki ne zaman fırçayı ele alacağız, ne zaman kıpırdamaya başlayacak dimağımız, dudaklarımız, ellerimiz, yüreklerimiz? Eleştirelim, eleştirdik de. Peki ne zaman canımızla, malımızla insanlık için, toplum için, gelecek nesil için, çocuklarımız için, gençlerimiz için bir şeyler yapacağız? Bu konular yazıldı, çizildi, masaya yüzlerce kez yatırıldı. Konuşulmaya devam edilecek de. Yazılmaya da devam edilecek elbet. Ama düzelmiyor, bu gidişle düzelemez de.

Peki neden? Çünkü toplum sadece yazıp çizenler ile düzelmez. Bilinçli aydınların olması, bunu dile getirmesi yetmiyor. Daha gelişmiş bir toplum, daha ahlaklı bir toplum, daha eğitimli bir toplum, daha güvenli ve birbirine kenetlenmiş bir toplum oluşturmak için: kapıcısı da siyasetçisi de öğretmeni de öğrencisi de sağlıkçısı da bekçisi de mühendisi de işçisi de işsizi de bir şeyler yapmak zorundadır. Herkes işini, insanlık görevini en iyi şekilde, en ahlaklı şekilde yaptığı sürece toplum değişir, güzelleşir, güvenli ortamlarımız olur. Fakat maalesef ki toplumun ahlakı neredeyse anneye ve öğretmene yüklenilmiş. Oysa ki baba, ailedeki yükü/görevi anne ile paylaşmadığı müddetçe görevlerini anneye yardım olarak gördüğü müddetçe toplumun en temel yapı taşlarından biri olan ailede birlik olmaz, güven ortamı olmaz, sarsılmalar başlar, ahlaki bozulmalar başlar. Toplumları analiz için aileleri analiz etmeniz yeterlidir.

Yapılan tüm araştırmalarda görülüyor ki; aileler bozulmaya başladığı zaman, toplumda çatlamalar, bozulmalar, dağılmalar başlamıştır. Annelere yüklenen misyonun benzerini, hatta daha ağır olanını toplum öğretmenlere de yüklemiştir. Yüzlerce hatta binlerce öğrenciye hitap eden öğretmenlerin elbette toplumu ahlaki açıdan yön belirlemede etkisi büyüktür. Fakat toplumu düzeltmeye yetmez. En basitinden bir örnek verecek olursak öğretmen, öğrencilerine teknolojinin bilinçli kullanımını okulda anlatırsa, çocuk bu bilgiyi alır ve evine bu bilgiyle gider. Fakat evdeki ana-baba, ağabey-kardeş, arkadaş ya da akraba (sayılan unsurlardan en çok önemsediği ya da vakit geçirdiği) herhangi birinin saatlerce bilinçsiz bir şekilde tv, internet(sanal ortam, oyunlar, yazışmalar, video izleme vb.) bir ortama sürekli maruz kalması durumunda öğretmenin vermek istediği mesaj baltalanmış olacaktır.

Başka bir örnek de verip konuyu toparlayıp sonlandıralım. Okulda ahlak kurallarını öğrenen çocuklar, sokakta yere çöp atan, yere sigara izmariti atan, yüksek sesle bağırıp çağıran, yere tüküren, yol ortasında çocuğuna, eşine şiddet uygulayan birini görürse ve hele ki toplumun kanıksadığı bu tür şeyleri çocuk da kanıksamaya başlarsa işte o zaman eğitim baltalanmış olur. Bildiklerimiz ve uyguladıklarımız farklı ise bir problem var, bir problem oluşuyor demektir. Mühendis, müteahhit binasını sağlam yapmazsa, doktor hastasına ahlaki ilkeler ile yaklaşmazsa, hukukçusu adaleti savunmazsa, şoförü taksimetreyi hile ile kullanırsa, siyasetçisi, iş adamları, yöneticiler yalan söyleyip sağlam insanlar olmazsa bu iş okulda; “Ali topu tut” “Ali ahlaklı ol” “Ali kırmızı ışıkta dur” “Ali yere çöp atma” “Ali doğayı koru” “Ali insanı sev” demekle olmaz. Ali de sen olacaksın, insan da sen olacaksın, toplum da sen olacaksın, doğa da sen olacaksın, bilim de sen olacaksın, işin-mesleğin her ne ise rehber de sen olacaksın. Gerekirse toprak olacaksın. Toprak olacaksın ki toprağın üzerinde yürüyen/ yürüyebilen ahlaklı birey olabilesin. Bir sonraki yazıda buluşmak ümidiyle…

Sosyal Medyamız

Yorum Yazın

Sosyal Medyamız
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar