Reklamı Geç
Reklam
Diyarbakır
DOLAR32.2511
EURO35.0023
ALTIN2418.4
BTC/USD68799.947
Reklam Alnı
Özlem Kaya Politician

Özlem Kaya Politician

Mail: [email protected]

Reklam Alnı

Birey Toplum Ve Değişim

Birey Toplum Ve Değişim

Özlem Kaya
Haberdiyarbakir.Org // Columnist
İletişim haberdiyarbakir.org@msn.com

Tarih insanlığın teklikten çıkıp, toplumu oluşturma ve bu oluşum sürecinde gerek kendi değişimi ve gerekse toplumsal yapının değişimini nasıl gerçekleştiğinin örnekleri ile doludur. İnsanoğlu değişimi yaratma çabaları sergilerken, bu gününe erişinceye kadar ciddi mücadele zeminleri yaratmış, savaşlar çıkarmış, bedeller ödemiş kendini ve bugününü var etmeye çalışmıştır. Toplum bilimciler tarihsel değişim sahnesini farklı evrelere”5 evre” ayırır. Son evre olarak da kapitalizm olarak adlandırılır. Çağımızın kimilerince vebalı aşaması, kimilerince de olması gereken son noktası… Ancak şu bir gerçektir ki, değişim ve toplumsal gelişim adına insanlığın geldiği’  bireyin oluştuğu veya oluşturulduğu önemli aşamalarından birinde yaşamaktayız. Bu önemli aşamada, günümüz insanı birey olma mücadelesi verirken çağın sorunları ile baş başa kalmak durumun da bırakılmıştır. Bu durum, birleşmeyi engelleyip, çoğunlukla da toplum içerisinde yok olmayı beraberinde getirmektedir.

Kimi zaman toplumsal yapının içerisinden sıyrılıp zirveye oturur veya oturtulur birey, kimi zaman da zirveden alaşağı edilerek yok edilir. Aslında birey olarak mı ordadır veya alaşağı mı edilmiştir bilinmez ama her ikisi de yapının acımasızlığı ve kuralları sonucudur. Bu sonuç yapıyı yaratanın, kuralları koyanın,  acımasızlığı zirvede tutanın da aslında birey olduğu gerçeğini değiştirmemekle beraber, farkında olmadığımız esas sonuç şudur ki; Biz kendimiz bu yapının neresinde duruyoruz yani daha doğru bir ifadeyle ne kadar birey olabilmişiz? Bu soruyu çok insan soramaz kendine, zor bir sorudur kişinin kendiyle yüzleşebilmesi…Ancak olması gereken değişim ifade edilirken birey” ben değiştim, birey oldum, insanlık için uğraş veriyorum” gibi genel kavramlar kullanırken, kendisinin nerede olduğunu tam olarak ifade edebilme cesaretini göstermesidir…

Değişim statik bir kavram ya da yaklaşım değildir. İnsanlar değişimi çoğunlukla statik olarak görmezler zaten. Lakin farkında olmadan statik değişimler yaşamak ve yaşatmak durumu içerisinde oldukları için hizmet edilen esas tabanı farkında olmadan kaybederler. Gerek ideolojik bakış açısı sergileyenler, gerek siyasal dinsel bakış açısına sahip olanlar, gerekse de toplumu esas alan yaklaşım sergileyenler…Değiştim pozitif bakıyorum, toplum için çalışıyorum, toplumsal dinamikleri esas alıyorum diyerek durağanlıktan çıktıklarını zannederken aslında hizmet ettikleri kesimin kimler olduğunu da kaçırıyorlar diğer taraftan…Bu noktada aslında esas sorun şudur ki; Toplumu esas aldığını söyleyen kişi, birey, insan…Değişimi ifade ederken kendine dönük ifadeler kullanıp farkındalığını üstlere çıkartarak toplumsal yarınlar planlarında kendisini tanıyabilmesidir. Toplumu esas alırken önce birey olmayı becermesidir. Bireyleşmeden toplumsal yapı üzerinde gedikler açamayacağını anlayabilmesidir.Sonuç olarak: Yaşadığımız toplumsal sistematik içerisinde birçoğumuz kendimizi belli yerlere koyar, belli ideolojilerle tanımlar, belli kalıplar içerisinde görür ve davranırız. Ancak kaçırdığımız olgu şudur ki; önce birey olma aşamasını gerçekleştirmeden, birey olmadan yaşamın hiçbir alanında başarı sergileyemeyiz…

Yorum Yazın

Reklam Alnı
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar