Diyarbakır
DOLAR8.4396
EURO10.0747
ALTIN492.35
Haydar Alper Eser / Psikolojik Danışman

Haydar Alper Eser / Psikolojik Danışman

Mail: haydarae@haberdiyarbakir.org

Kalem Aldım Yazayım Şaha Şikâyetname

Kalem Aldım Yazayım Şaha Şikâyetname

Haydar Alper Eser
Haberdiyarbakir.Org 
Köşe Yazarı / Columnist

İletişim haberdiyarbakir.org@msn.com

Efendim merhabalar, nasılsınız? Daha bizden tabirle ‘’nicesiniz dilemin?’’ Keyifler nasıl? Televizyonlarda bir başkasını korumak adına kendini değersizleştirenlerle aranız nasıl? Bir süredir yoklama alınmıyor, videolar taze bitti. Gündem duruldu sanmayın. Köprünün altıdan, üstünden ne sular geçiyor. Köprü yıkılıyor sulardan, bizlere de okumak, eleştirmek ve hayıflanmak kalıyor. Haberlerde gezinirken (daha önceki konum etiketlerimden olsa gerek) bazı Antalya ve Alanya gazetelerinde birkaç manşet okudum. Manşet oldukça iddialıydı yazanlara göre. Ben ise bunları iddialı bulanlara şaşırdım. Bugün oldukça geniş ve farklı bir dosya konusunu oldukça dar ve tanıdık bir zihniyet üzerinden işleyeceğiz.

Psikolojik bir tahrik unsuru yerine sosyolojik bir ecdad anma ve güç gösterisi haline geldiğine inandığım şu ülkedeki güzide üniversitelerinin kapılarına dair biraz araştırma yaptım. Sosyal medyadaki birçok güldürü sitesine malzeme olmuş, bilindik kapılara alışmıştık şimdiye dek. Birçoğunda kapı oldukça elzem olmasından ötürü inşa edilmiş, üniversitenin ayaklanması daha sonraya bırakılmıştı. Yazının şu kısmında ekranı arka plana alıp birkaç üniversiteyi kapısından gezebilirsiniz. İçeri girmenizi pek tavsiye etmiyorum zira çoğunun içinde herhangi bir şey yok.

Sanki çok ilginç bir olaymış gibi, sanki bu insanların bir kapı sahibi olmaları suçmuş gibi yazılan şu kötücül satırları sizlere aynı şekilde aktaracağım. ‘’ALKÜ & SKANDAL KAPI’’ manşeti ile atılan haberde şunlar geçiyor: ‘’Pandemi döneminde ekonomik sıkıntılarından dolayı çok sayıda üniversite öğrencisi online eğitimlere bile erişemezken Antalya-Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, kapı yaptırmak için harekete geçti ALKÜ idaresi, Kestel Yerleşkesine 1 milyon 679 bin TL'ye giriş kapısı yaptırıyor.’’

Bu ne biçim haber yazıcılığı kardeşim! Ne olmuş 1 milyon 679 bin TL değerinde giriş kapısı yapılıyorsa? Sayın rektörümüzün açıklamasına göre her iki tarafında da büyük harflerle okulumuzun adı yazılacakmış. ‘’Yerleşke girişine yapılacak tek bir kapı için 11 Haziran 2021'de sözleşme imzalandı. Kapının üç buçuk ayda bitirilmesi planlanıyor. Yerleşke girişine yapılacak çift çerçeveli ve iki bölmeli kapıda ince esnek doğal taş panel kaplama kullanılacak, koyu füme mermer ve çift başlı kartal figürü de konulacak. Ayrıca kapının güney cephesine güvenlik kulübesi de yapılacak.’’ Daha ne yapılsın? Adam koyu füme mermer kullanıyor. Ucuza mı kaçsaydı? Okulun tanıtımını mı baltalasaydı? Çift başlı kartal yapıyor! Atalarına saygısızlık mı etseydi? Konya vilayetinden, Selçuklu Devleti gibi şanlı bir tarihten geri mi dursaydı?

23 Nisan 2015 tarih ve 29335 sayılı kanun ile kurulan devlet üniversitesi, kuruluş dönemi itibariyle birçok kez gündeme gelmiş, sözlüklerde adına en çok yazılar yazılan bir kurum olmayı başarmıştır. Tek gecede yüzden fazla çalışanın işine son verilmesi, sağdan/soldan bağlantıların ortaya çıkması, okuldaki güvenlik personellerinden tutun yemekhanede dünden kalan tavukların didilmesiyle yapılmış çorbayı kâselere katan emekçi ablamıza kadar bir Kahramanmaraşspor ekibi kurulmuştu. Hükmü uzun sürmeyen Kahramanmaraşspor2019 yılında ligden çekilme kararı aldı. (Lige girme ve ligden çekilme kararını zaten kendisi vermemişti. Satranç kutusuna tekrar bırakıldı.) 2019’da alt liglerdeki telefon ve aracı alanında göstermiş olduğu engin başarılar sonucunda Sakaryaspor lige damgasını vurdu. Tekrardan güvenlik görevlileri ve yemekhanede bu kez dünden kalan erişteyi çorba haline getirmeye uğraşan ustabaşı forma değişimi yaptı. Rengini dondurma ve kırmızıbiberden alan beyaz ve kırmızı formayı çıkarıp siyah ve yeşil formayı giyindiler. Tabi bu sırada fakültelerde, meslek yüksekokullarında oldukça sırlı gelişmeler yaşandı. Bazı hocalarımızı bir kez gördük, bazılarını da görmekten usandık. Biz kendimizi bir şekilde kurtardık, kalanları da Allah kurtarır mı? Bilemem!

Yıllarca otostop çektiğimiz mükemmel üniversitemize yapılan bu kapı için bir ‘’hayırlı olsun’’ yazısı bu yazdığım. Umuyorum bu kapı ile birlikte Selçuklunun ilim ve irfan yuvası olursunuz. Umarım kırmızı boyalar ve koca harflerle yazılan, benim her geçişimde ‘’ulan bu deliler umarım başımıza bir hal getirmez ha’’ dediğim, ‘’ne zaman silecekler be şu yazıları’’ diye iç çektiğim duvar yazılarınızı, üniversite karşılama yazılarınızı da tarihe gömersiniz. Koridorlarda üye yapılmaya çalışılan ‘’onaylı kulüplerinize’’ ve sunulan sınırsız ekonomik refahınıza da uzun ömür diliyorum.

Bu ilk mi? Asla! Dahası olacak mı? Daima! Geçmişte de bazı üniversiteler yüksek kapı maliyetleriyle gündeme gelmişti. Sakarya Üniversitesi 2017 yılında 2 milyon 710 bin TL'ye kapı yaptırmış, Akdeniz Üniversitesi ise 2018 yılında yaptırdığı kampüs giriş kapısına 1 milyon 94 bin TL ödemişti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi de aynı yıl 540 bin liraya kapı yaptırmıştı. Kurban olsun bu kapılar onlara, daha fazlasını nasip etsin Allah! İşin ilginç kısmı bazılarını yapıp kullanmamaları! Örneğin Akdeniz Üniversitesi ile Antalya Emniyet Müdürlüğü arasındaki anlaşmazlık sonucu 1 milyon 94 bin TL ziyan oldu!

‘’Antalya Sokakları’nın özel haberine göre, Doğu Kapısı’nın yapımının tamamlanmasıyla, Akdeniz Üniversitesi batısına taşınan Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün kampüs içerisinden transit geçiş istediği, bu isteğin Rektörlük tarafından uygun bulunmayarak reddedildiği, Emniyet’in fiili geçişine mahal vermemek için de kapının yapımı tamamlanmış olmasına rağmen kapalı tutulduğu öğrenildi.’’‘’Proje değeri 1 milyon 94 bin TL olarak açıklanan kapı, tartışmalara sebep olmuştu. Yapımı tamamlanan kapının Emniyet’in tutumu nedeniyle kullanıma açılmaması, Kepez ve Muratpaşa bölgesinden kampüse giriş yapanları zor durumda bırakıyor.’’

Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü, 18.10.2018 tarihli bir röportajında,Türk tarihindeki üç önemli dönemi temsil edecek kapılarla ilgili proje aşamasındayken ‘’Üniversitemizin yıllar önce yapılan bir ana giriş kapısı vardı. Şu an üniversitemizin üç girişi var. Bu üç girişe de yeni kapılar yapıyoruz. Selçuklu'yu, Osmanlı'yı ve Cumhuriyeti temsil eden kapılar seçtik. İki kapının yapımına başlanıldı. Bu iki kapı Haziran ayı gibi bitmiş olacak. Diğer kapının ihalesini de bu yıl içerisinde yapmayı hedefliyoruz. Yıl içerisinde üç kapımız da hizmete girmiş olacak. Üniversitemizin logosu da Selçukludan günümüze tarihimizi simgelemektedir.” açıklamalarını yapmıştı.

Velhasıl içerisindeki eğitimi, öğrencilerin ihtiyaçlarını ya da yaşadığı problemleri görmezden geliyor ve ülkenin her alanında yaptığımız gibi ‘’ambalaja çalışmaya’’ devam ediyoruz. Bizlerin İşletme Fakültesi’ne tek ders için giderken en iyi ihtimalle yuvarlanıp kıçımızı kırmamak için birbirimizi tuta tuta gittiğimiz ‘’keçi yolu gibi hazır beton patikalar’’ tarih oluyor ve şahlanış, ecdad, Selçuklu, Osmanlı, kalbi kalmasın diye de birazcık Cumhuriyet dönemleri başlıyor. Amacımız hafızayı diri tutmak! Amacımız güncel yediğimiz gollerin üzüntüsünü yaşarken atalarımızın yaptığı kahramanlıkları anlatıp içimizin ateşini bastırmak. Viyana kapılarına dayanan bu öğrenciler on dakikalık semt otobüsüne beş lira öderken çareyi Acun Ağabeylerinde aramadılar mı? Sağ olsun o da memleketli bakanlar gibi sözünü tuttu. Bakanlarımız da her hafta gelip ‘’Burayı uçuracağız, göreceksiniz!’’ diye alkış toplarlardı. Sözlerinin eri çıktı hepsi. Gecenin üçünde ajansa yazı hazırlayan bir aptal ben kaldım. Gerçekten de ‘’burayı uçurdular!’’

Üzüldüğüm tek şey, akademisyenlerimizin çaresizliği sanırım. İnanıyorum bunu kabul etmeyenler vardır. Açık açık söyleyemese de, bir başka akademisyen arkadaşı ile (maazallah birilerinin kulağına gider diye) paylaşamasa da bu durumdan rahatsız olanlar vardır. Ekonominin düzelmesine dair israfın önüne geçmeye yönelik eylem araştırması hazırlayan ya da tarihi başarıların bazı durumlarda gereksiz öz güven aşılayacağına dair derlemeler sunan akademisyenler yaşıyordur hala! Hepsi derneklerde çay tokuşturacak değiller ya! Yazıma son verirken sizlere güncel rektörümüzün Yükseköğretim Kurulu’nun Yükseköğretim Dergisi’nin Nisan-Mayıs-Haziran sayısında yer alan Moğolistan’daki Türk Halkları isimli makalesini tavsiye ediyorum. O bölgelerde kıyıma uğrayan soydaşlarına daha farklı şekillerde yardım etmenin bir yolunu da kapıdan içeri girince bulacaklarına inanıyorum.

Unutmayın, burası niteliklerin değil; niceliklerin ülkesi! Hem içsel hem de dışsal karşılaştırmaların bol bol yapılıp bunun bir başarı unsuru olarak sunulduğu bir topraktayız. Metrekare cinsinden büyük olmasını getiri, para cinsinden bol sıfırlı olmasını kaliteli, sayıca birden fazla olmasını da itibar temsili olarak görüyoruz. Bu fikir en kilolu insanı ‘’var ki yiyor!’’ diyerek sağlıklıya atfetmeye, en yüksek faizi veren bankayı da ‘’müşteri potansiyeli fazla olduğu için!’’ diyerek temize çıkarmaya iten zehirleyici bir zihniyet! Havalimanlarının en büyüğü bunun için bizde! Bunun için saraylarımızın ardı arkası kesilmiyor! Bunun için öğrenci başına düşen kitap sayısının 2,80 olmasını başarı olarak gören insanların elinde binlerce gencin hayali bulunuyor. (Öğrenci sayısının az olması, okulun görece yeni olması gibi faktörleri göz ardı etmesini söylemiyorum bile!)

Pandemi illetinin bir an önce hayatımızı terk etmesini diliyor, diplomamı somut olarak almak için geldiğimde o eşsiz çift başlı kartalın altından geçmek için sabırsızlanıyorum. Ustalara söyleyin acele bitirsinler, belki Sultan Keykubat yerinden kalkıp sizlere bir tebrik ziyaretine gelir. Ya da bir dizi çekiminde sahne olarak uçan kartallar gelip kapınıza falan konar. Ne dersiniz?Bir sonraki yazıya kadar bahsedilen kapıların bireylerde yarattığı etkiler gibi hafızanızı diri tutun. Bir beyit ile veda edeyim sizlere. Şeyh Rıza Talabani, Raif Paşa’nın yaptıklarını padişaha şikâyet etmek için oturur. Eline kalemi alır aklından geçenleri dökmek ister. Talabani biraz düşündükten sonra ne yazsa az kalacağına atıfta bulunarak şu iki satırı yazar:Kalem aldım yazayım şaha şikâyetname.Dehşet-i vaki ’adan çatladı nevk-i hâme!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar