Reklamı Geç
Sosyal Medyamız
Diyarbakır
DOLAR16.6897
EURO17.4963
ALTIN973.98
Meryem Avcı Educator Author

Meryem Avcı Educator Author

Mail: [email protected]

Sosyal Medyamız

Bir Başarı Hikayesi: Hüseyin Özer

Bir Başarı Hikayesi: Hüseyin Özer

 Meryem Avcı  Haberdiyarbakir.Org // Columnist 
haberdiyarbakir.org@msn.com

İngiliz Kraliyet Ailesi’ne Türk Yemeği Yediren Adam Hüseyin Özer’in Hikayesini duydunuz mu? Tokat’ın küçük bir köyünde başlayıp Londra’ya uzanan ibretlik bir hikaye HUseyin Özer'in hikayesi.Hüseyin Özer, Londra’da önündeki kuyruklarla ünlü Sofra restoranlarının sahibi. İngiliz Kraliyet Ailesine Türk yemekleri yediren dünyaca ünlü bir şef. Londra’da kaliteli Türk yemeğiyle özdeşleşen Sofra’nın halihazırda 2 şubesi daha faaliyetine devam ediyor. Hüseyin Özer, aynı zamanda Discovery Channel’ın “Dünyanın En Zengin İnsanları” belgeselinde yer alan 3 Türk isimden birisi. Ancak Hüseyin Özer buralara çok kolay gelmedi, filmlere konu olacak hayat hikayesini okudukça ağzınız açık kalacak. Bayırda keçi güderken okuma yazma öğrenen çocuğun küçük bir köyden Londra’ya uzanan hayat hikayesi.Tokat’ın bir köyünde, daha 10 yaşını bile doldurmamış bir çocukken babası tarafından evlatlıktan reddedilir Hüseyin. Babasının annesinden de ayrılmasının ardından istenmeyen çocuk olarak birkaç hayvanla birlikte bir ağanın yanına verilir. Birlikte keçi güttüğü çoban Celal emmiden okuma yazmayı öğrenir, ondan sonra elinde değnekle toprağa, taşa, kayaya yazı yazmaya başlar.

Hüseyin Özer, köyünde Kendisini evlatlıktan reddeden ve annesinden ayrılan babasını vurmak için kullanacağı silahı alabilecek parayı kazanmak üzere, annesi tarafından bileti alınarak Ankara’ya gönderilir. Ancak daha küçük bir çocuktur, 11 yaşındaki bu çocuğa kimse iş vermek istemez. Ulus’ta çakmaktaşı, benzin satmaya başlar. Bu arada 11 yaşındaki bu küçük çocuk Sıhhiye’de bir tuvalette yatıp kalkmaya başlar. O günleri bir konuşmasında şöyle anlatır Hüseyin Özer: “O tuvalet benim için çok özeldi çünkü yatacak yerimdi. Minnettarım ben o tuvalete. Kazandığım parayla köfte ekmek bile alamıyordum. Günde 75 kuruşa bir ciğerciyle anlaştım. Günde bir öğün ciğer yiyordum.”

Hayatındaki Zorluklar Bu Kadar Da Değildir. Anne tarafından kalan tarlanın ikiye bölünmesini istemeyen ağabeyinin kendisiyle ilgili planları vardır. Tarlalara ortak olmaması için ağabeyi Hüseyin’i öldürmek ister, Hüseyin Özer bu hikayeyi şöyle anlatır: “Bir gün zehirli inciri ağzıma attım ama bir şey engel oldu ve hemen tükürdüm. Çevremdekiler ben hastalanınca bana yemek getirdiler. O gün çok mutlu olmuştum. Yani, zehir yediğim gün en mutlu günümdü.” İstanbul’a geldiğinde bir meyhanede komi olarak çalışmaya başlar. Ankara’da 75 kuruş kazandığı günlere göre durumu çok daha iyidir. Hatta kendisine göre o kadar iyi para kazanıyordur ki artık tuvaletlerde yatmasına gerek yoktur, ev tutmaya karar verir. Ancak ev tutmak için görüşmeye gittiği kadın “bu paraya ancak bir kömürlük kiralayabilirsin” deyince hevesini kırmaz ve kömürlüğü tutar. Burada yatıp kalkmaya başlayan Hüseyin Özer hayatının geri kalanına ilişkin önemli kararları bu üç kuruşa kiraladığı kömürlükte verir. Çobandan okuma yazma öğrenen Hüseyin kendini geliştirmeye devam eder.  

İngilizce öğrenmeye de orada karar verir ve Emekli bir Albaydan haftada iki gün ders almaya başlar. Daha sonra askerliğini tamamlamasının ardından öğrencilerin arasına karışarak,aldığı tek yön biletle Londra’ya gider. Burada bir kebapçıda iş bulan Hüseyin Özer, kebap dükkanının bodrumunda yatıp kalkmaya ve tuvaletinde yıkanmaya başlar. Hüseyin Özer restoranın mutfağında İngiltere’de 4 sene boyunca bu şekilde bir hayat süren ve para biriktiren Özer, ardından buradan ayrılıp bir tanıdığı ile ortak olarak ilk lokantasını açar. Daha sonra İngiltere’ye ilk geldiğinde çalıştığı lokantayı satın alır. Ancak yaşadığı sıkıntılar hemen bitecek gibi değildir, bu kez haraç mafyası başına bela olur. Hüseyin Özer’i korkutmayı başaramayan mafya bu kez de onun çalışanlarını rahatsız etmeye başlar, uzun süre bunun sıkıntısını yaşar. Bu dönemde en büyük mutluluğu bir şeyler üretiyor olmak ve okumaktır, insanlarla arkadaş olmayı, dünyayı ve insanları çok seviyordur Hüseyin. İngiliz Kraliyet Ailesi’ne Türk yemeği yediren adam Hüseyin Özer’in hikayesi bu şekilde. Henüz genç biriyken aldığı arsayı satarak çocukların eğitimi için vakıf kuran ve hala çocukları okutmaya devam eden Hüseyin Özer’in akıl almaz yaşam öyküsü ibret olacak cinsten.

Anne baba sevgisinden mahrum, akraba sevgi ve ilgisinden mahrum, sıcak bir yuvadan mahrum, sıcak ya da soğuk farketmez yemekten mahrum, eğitimden mahrum, yaşıtları gibi hayatı oyunlardan öğrenmekten mahrum, canı yandığı zaman birine ağlamaktan mahrum, hastalandığında başında bekleyecek merhametten mahrum, bir çocuk gibi arada şımarmaktan mahrum, şı-mar-mak-tan mahrumm (!) ilham vermesini istemedim ben bu hikayenin aslın da . Acı doluydu. Her aşaması yüreğime dokundu. O kadar saygı duydum ki Hüseyin Özer'e. Değinmek istedim. okumak istedim . Okutmak istedim. Duyurmak istedim. belki sizler de okur yeni birilerinin de bu hikayeye bu olağanüstü çabaya  olağanüstü azme / yaşam mücadelesine denk gelmesini sağlarsınız. Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle. 

Sosyal Medyamız

Makale Yorumları

  • Güllü Öcal21-05-2022 16:52

    Teşekkürler Yine Her Zaman Ki Gibi Çok Güzel Bir Yazı Farkındalık Yaratması Ayrı Güzel Ellerinize Sağlık

Yorum Yazın

Sosyal Medyamız
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar