Diyarbakır
DOLAR8.3276
EURO10.0556
ALTIN480.30
Haydar Alper Eser / Psikolojik Danışman

Haydar Alper Eser / Psikolojik Danışman

Mail: haydarae@haberdiyarbakir.org

Pencereden Bakma Yasağı

Pencereden Bakma Yasağı

Haydar Alper Eser
Haberdiyarbakir.Org 
Köşe Yazarı / Columnist

İletişim haberdiyarbakir.org@msn.com

İşten çıktım. Sokaktayım.  Elim, yüzüm, üstümbaşım gazete. Sokakta tank paleti. Sokakta düdük sesi. Sokakta tomson.Sokağa çıkmak yasak. 

Merhabalar dostlarım, beni dost bilenler, merhaba. 5 Nisan 2021’den bildiriyorum olan biteni. Şanslısınız; yakınlarınızı, kendinizi ya da en iyi ihtimalle akıl sağlığınızı henüz kaybetmeyip yazılanları okuyabiliyorsanız. Yazıya başlarken epey düşündüm. Düşünürken insanlık hali diye odamda tur atmaya çıkmışım. Kulağımın arkasına bir kalem iliştirip ellerimi arkadan kavuşturmuşum. Voltamı atarken babam içeri girdi. Evden kovmak için hakkımda soruşturma başlattı. Mahalledeki cami benim pencereme düşerken nasıl olur da ellerim arkada durabilirmişim. Saygısızlık ettiğimi söyledi. Cezasını ise günah olduğu için Allah verecekmiş. İnsanlar Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olduğu için bu tür şeylerle günaha girmemizi istemiyorlar. Diyarbakır’da 12 yaşındaki kız çocuğuna satırla saldırmaya çalışan ‘’Sakal Müslümanları’’ gibi değiller anladığım. Görmüş, geçirmiş insanlar hepsi. Din denilen şeyin manevi hayata indirgenmemesi gerektiğine inanıyorlar. Usulde yapılan hatanın insanları vuslen hataya götüreceğini aktarıyorlar. Babamı böyle bir örneğe alet ettiğim için kendisinden özür diliyor ve ellerimi arkadan bağlayarak yazmaya devam ediyorum.

Bilen bilir, Ortadoğu haberlerini elimden geldikçe takip etmeye çalışırım. Bu coğrafyadaki ülkeler ve o ülkeler için alınan kararlar benim için önemlidir. Zira bazı ülkelerin bizim ülkemizdeki bazı şahıslara küçük el kitapçıkları gönderdiğini düşünüyorum. Biz şöyle yaptık. Siz direkt şöyle yaparsanız dikkat çekebilir. Bizde önce şunu deneyin tarzında bazı cümleler kuruyorum zihnimde. Aksi halde tüm bu saçmalığı tek başımıza düşünecek kadar maharetli değiliz. Eğer düşünüyorsak da bunun adı maharet değil olsa olsa nedamet olur. Üstelik kitapçık aldığımı ülkeler dünya siyasetinde önemli yer tutan bölgelerin şahısları. Çevresindeki ülkelerin dahi Müslümanlığını kabul etmeyen bir İran bu konuda önde gelen tahminlerimden, oldukça manevi değerleri yüksek ve kadim bir coğrafya! Tarihi, eşsiz kültürü ile pek ruhani bir alan. Siyasi arenada da aynı şekilde muhbirleri ile meşhur. Ruhani demişken; evet, hani şu konuşmasına ‘’Ya Hazret Aliiyy’’ diye başlayıp ceketinin iç kısmında ‘’Made in Italyy’’ yazısı bulunan zatı da konuşabiliriz.

Emin adımlarla ilerliyoruz ‘’ruhu alınmış bir İran’’ olma yolunda. Yapılan harcamalar ve iyilikler ise kıyıdan köşeden birkaç körfez ülkesini andırıyor gibi. Ben diyeyim Suudi Türkiye, siz ekleyin Türkiye Emirlikleri. Ülkedeki yoksulların dahi refah seviyesi haricinde benziyoruz birbirimize. Dünyaya işaret parmağını sallayan komşumuz ile kol kola geziyoruz bunları yaparken. Vatanımızın rengine dair değişimler istiyoruz. Azınlığa dair kaç kelle varsa alınmasını emrediyoruz. Manavgat’ta pool-bar önünde şişelerce DomPerignon fışkırtan insanlar ile Artuklu’da aylardır üç kilo çay satamayan esnafı aynı kefeye koyuyoruz. İnsanların ellerinden 20 gün kadarını alıyor ve karşılığında sadece metanet diliyoruz. Allah ‘’sabır eşiğimize’’ zeval vermesin!

Özel hak ve hürriyetleri coğrafyamız için en çok destekleyen ülke sayılıyor, oruç tutanlara saygı göstermeyenleri öldürme hırsıyla yanıyoruz. İnsanların içecekleri sıvıların şekillerine karışıyor ve şişesi dışındaki her şeyi vergi olan sıvıları evlerine depolama güçlerini ölçüyoruz. Gösterilmemiş özgürlük silsileleri, yüz çevirirken geçen gümrük vergileri, taksitle ahlak satış merasimleri, bir takım abuk hukuki sorgulamalar ve benzerleri ile bir gençlik çalıyoruz. 20 yaşında saçı beyazlayan insanlar üzerinde hak iddia ediyor ve kuşakları harflerle mühürleyerek birbirlerine düşman ediyoruz. ‘’Siz bilmezsiniz, bizim zamanımızda tüp kuyrukları vardı’’ diyen insanları bu yaşta ucuz ekmek kuyruklarında bekletiyor ve ‘’oruç ağızlarıyla’’ beddualar ettiriyoruz. İnsanlara zarar verirken kendimize döneceğini anlayamıyoruz. Zarar gören kolumuz, zarar gören bacağımız. Şükür ki biz değiliz diyoruz. Çaktırmadan mazoşist eylemlerimizi sokaklara döküyor ve market çıkışlarında faturaları bir muhasebeci edasıyla inceletiyoruz.

Ramazan geldi, geçti sayılır. Bayram da aynı şekilde gelip geçer. Hatta ömür dahi gelir geçer. Yaşarken pişman olabilmek yüksek işlev gerektirmese de yüksek erdem gerektirir. Sümme haşa şüphe edilsin erdeminizden, bizimki sadece basit bir merak. ‘’Ne zaman bırakırlar ciğerimizi deşmeyi?’’ diye basit bir merak sorgusu. Bizler, kendi insanımıza yapmamız zorunlu olan şeyleri bir lütufmuşçasına göstermeye bayılıyor ve bu konudaki AR-GE çalışmalarımızı günden güne arttırıyoruz. Nüfusun belli bir bölümünü kendimize dua etsinler diye ayırmış durumdayız. Dua etmeyenlere de dua etsinler diye Eyyubiye’de ya da Kaynartepe’de patates ve soğan dağıtıyoruz. İhtiyacı olanlar birbirini ezerken, tatlı su devrimcisi birkaç dost ise ‘’kendinizi nasıl bu hale düşürürsünüz’’ diye iç çekiyor.

Velhasıl, devrimcilerimiz dahi tatlı ve tuzlu su devrimcileri olmak üzere kendi içinde ayrılıyor. Dünyayı un ufak olarak görmek hoşumuza gidiyor. Birkaç ülkenin aşısında vatandaşımızı kobay olarak kullandıktan sonra fare dostlarımız için etik izin talebinde bulunuyoruz. Yerli aşımıza isim arıyor ve aşıyı bulan doktorların kulaklarına daima ezan okuyoruz. Aşının adını da imam izni ile üç kere laboratuvarda haykırırız bu gidişle. 50.000 kişiye afterparty cinsi konser veren Yeni Zelenda ise köşeden boynunu bükmüş bizi kıskanıyor tüm bunlar olurken. Tabi, her hafta Almanya kıskanacak değil ya! Hasan Hüseyin ile başlamıştık, onunla da bitirelim.Neden böyle acılıyım? Neden böyle ağrılı? Neden niçin bu sokaklar böyle boş? Niçin neden bu evler böyle dolu? Sokaklarla solur evler. Sokaklarla atar nabzı kentlerin. Sokaksız kent, kentsiz ülke…Kahkahanın yanı başı gözyaşı!

Yakın zamanda kaybettiğimiz merhum Ali Süleyman Sezgin’i huzurlarınızda bir kez daha yâd ediyor, bir başka yazıda buluşana kadar herkese dayanma gücü diliyorum.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar