© Haberdiyarbakir.Org Haber Ajansı

Gazeteciler Grubunda Tahammülsüzlük Ve Tarafgirlik Gerçeği

Gazeteciliğin Temel Amacı Hakikati Savunmak Ve Toplumun Bilgiye Erişim Hakkını Korumaktır.

Haber Muhabiri Ali Şeran
Resmi Kaynak Hacı Dalğıç www.diyarbakirhaber.com.tr

Gazetecilik, kamusal meseleleri somut veriler ve doğrulanabilir bulgular ışığında ele almakla demokratik bir toplum yapısında merkezi bir rol üstlenir. Bu öneminden hareketle de bazı meslek çalışanlarının hızını alamayarak mesleklerine kutsallık atfedecek derecede ileri bir anlayışa sahip olduğuna da şahitlik etmişliğimiz vardır. Gazetecilerin adeta kutsal metni olan meslek etik değerlerine göre gazetecinin ilk görevi, hakikate ve toplumun bilgiye erişim hakkına riayet etmektir. Gazetecinin bu görevi yerine getirirken dürüstçe haber toplama ve yayımlama özgürlüğü (?) ile adil yorum ve eleştiri hakkını savunması da vazifesidir.

Gazetecinin bağımsız, dürüst ve kamu yararını esas alan bir tutumla hiçbir güç odağına bağlı olmadan mesleki vicdanına sadık kalması da, olması gerekendir. Ama öyle mi? Diyarbakır, basın ve medya sektöründe, gerek coğrafi, gerek sosyopolitik konumu nedeniyle sahip olduğu önemin bir yansıması olarak hemen bütün ulusal ve uluslararası basın ve medya çalışanlarının sayı olarak yoğun olduğu bir şehir.

Diyarbakır basın ve medya çalışanlarının da gerek kendi ve gerekse STK’lar ve kamu kurumlarıyla düzenli bir iletişim ağı olarak haber ve bilgi paylaşımı için oluşturduğu “Diyarbakır Haber Bilgi Hattı” adında, çoğunluğu bölgede çalışan basın ve medya çalışanlarından oluşan bir Whatsapp grubu var. GGC Başkanı’ nın da yönetici olarak yer aldığı grupta, geçen gün yaşanan bir tartışmayı, gazetecilik meslek etiğinin ne kadar sindirildiğine dair ayrı bir tartışma konusu olarak ele almak istiyorum:

Malum içinde bulunduğumuz günlerde (küresel ısınma safsatasını iklim değişikliğine dönüştüren) yoğun kar yağışının etkisiyle yaşanılan olumsuzluklar bu grupta da konu edildi. Bu toplumda yaşayan ve sorunlarla birebir muhatap olan meslektaşlarımızın senede 2-3 günü geçmeyen kış koşullarında Karayolları ve Büyükşehir Belediyesi gibi kamu kurumlarının sorumluluğu birbirinin üzerine atarak hayatı felce uğratmalarına yönelik tepkiler dile getirildi. Sadece ana arterlerde yaşanan trafik sorunları değil, kaldırımlarda yayaların yaşadığı zorluklar da gündeme geldi.

Bazıları doğal bir taraftar refleksi göstererek her şeyin dört dörtlük olamayacağını belirterek Büyükşehir Belediyesini savunmaya kalkınca, yaşanan sorunları somut bir şekilde ifade eden bir arkadaş ta haklı olarak; “meteoroloji günler öncesinden uyarısını yapar. Kurumlar ekiplerini ona göre hazırlar. Karın yağmasıyla birlikte ekipler tuzlama temizleme çalışmasına başlar.  3 gün oldu ekipler ortada yok. Sanırım hala kar şokunu atlatamadılar. Toplu konutta kaos yaşanıyor,  belediyeden gelmişler eserlerini izliyorlar, ne bir tuzlama ne bir kar küreme aracı. İlk gün 3 saat toplu konuttan çıkamadık” şeklinde eleştiri hakkını kullandı.

Ben de “Merkez ilçe belediyelerinin sorumlulukları da yok mu? Yoksa broşür dağıtmakla mı meşguller?” şeklinde bir ifade kullandım. Hiçbir tahkir unsuru taşımayan bu cümlemden rahatsız olan bir grup yöneticisi; “Broşür dağıtılıyorsa demek yolu açmışlar, hani yol kapalı olsa broşür de dağıtamazlardı. Dağıtım için yolun açık olması şart. Sonuç olarak konu yoldan broşüre nasıl geldi :))” şeklinde cevap verince şakşakçı tayfadan birileri alkış ve gülme emojileriyle destek verdi.

Buna verdiğim cevap ise; ”Bir gazetecinin okuduğunu anlamaması ne büyük bir eksiklik. Ayrıca gazeteciliğinin siyasi tarafgirlikten bir nebze de olsa ayrı durması meslek etiği açısından gerekli diye düşünüyorum. Hizmet mercii olan belediyelerin eleştirilemez olduğunu da kabul etmiyorum. Grubu meşgul etmemek adına polemiğe girmek istemiyorum. Cümleten iyi akşamlar diler, yeni yılınızı kutlarım,” oldu.

Gelen karşı cevap şöyle; “Yani anlamakta zorlanmadım, çünkü içinde anlam aranacak bir içerik yoktu. Kar, yol ve broşür arasındaki bağlam ile konuyu meslek etiğine bağlaman bir hayli ilginç oldu. Keşke önce “algı üretmek” ile “habercilik yapmak” arasındaki farkı ayırt edebilseydin. Evet kesinlikle meslek etiği çok önemli, misal kar ile broşürün ayrı şeyler olduğunu, ikincisinin niyetli olduğunu ve ilkini bırakıp niyetini meslekmiş gibi yansıtman bu mesleğe yapılacak en büyük kötülüktür. İyi akşamlar ve mutlu yıllar herkese.”

Bunun üzerine “belediye yetkililerinin broşür dağıtmakla meşgul olduğu”  sözümü ispatlayan (dikkat edin “mahalle yanarken” le başlayan atasözünü kullanmıyorum), bizzat Kayapınar Belediyesi’ nin kar yağışının ikinci günü olan 30 Aralık 2025 Salı günü X hesabından paylaştıkları broşür dağıtım görsellerini gruba attım. Sen misin bunu diyen ve sözünü ispatlayan? Sözümün ispatı olan görseller hemen silindi ve “siz neyin peşindesiniz? Haddini aşıyorsun” gibi cümlelerin hemen ardından cevap verme hakkım engellenerek gruptan çıkarıldım.

Bir Söz Var “Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar “ Diye. Evet demek ki neymiş, siyasi tarafgirlik bir kalpte varsa o zaman meslek etiği, demokrasi, ifade özgürlüğü, dürüst habercilik, mesleki vicdan, şeffaflık… (daha sayayım mı?) Hak getire… Nerede kaldı gazetecinin bağımsızlığı? Nerede ifade ve basın özgürlüğü? Gazetecilerin grubunda gazetecinin eleştirisine tahammül edememek, siyasi tarafgirliğin meslek etiğinin önünde yer aldığının aleni bir ispatı.

Demem o ki siz siz olun, demokratik değerlere sahip toplum beklentilerinizi fazla yüksek tutmayın. Çünkü 300-400 gazeteci ve STK mensubunun ortak paylaşım yaptığı bir WhatsApp grubunda bile ifade özgürlüğü yoksa adeta grup yöneticisi sultasıyla despotluk yapılıyorsa, hele ki “Güzide Basın” mensuplarından hiç kimse de çıkıp bu “tahammülsüzlüğü”  eleştiremiyorsa, varsın gerisini siz düşünün. “Yoksa bu kadar basın ve medya çalışanının olduğu bir grupta birilerine yönelik yayılan veya yayılmasına engel olunan bilgi sayesinde birileri avantaj ya da kişisel fayda mı elde ediyor? sorusu da akla gelmiyor değil.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER